Dünya genelinde nüfusun alansal dağılışı incelendiğinde, 20° - 60° Kuzey enlemleri arasının toplam nüfusun yaklaşık %80'ini barındırdığı görülmektedir. Bu durum 'Ekümen' alanların belirlenmesinde iklim ve yer şekilleri gibi doğal faktörlerin birincil derecede etkili olduğunun kanıtıdır. Ancak bazı bölgelerde doğal koşulların elverişsizliğine rağmen nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu gözlemlenir. Buna göre;
\nI. İsviçre Alpleri'nde teknolojik imkanlarla ulaşım ve turizmin gelişmesi, \nII. Nil Deltası'nın çevresindeki çöl bölgelerine rağmen yoğun nüfuslanması, \nIII. Amazon Havzası'nda yerleşmelerin 2000 metre üzerindeki yükseltilerde yoğunlaşması, \nIV. Sibirya'nın iç kesimlerinde maden ocakları çevresinde geçici yerleşmelerin kurulması
\nnumaralanmış durumlardan hangileri, insanın 'possibilist' (imkancı) yaklaşım çerçevesinde doğal sınırları zorlayarak nüfusun dağılış paternini değiştirdiğine doğrudan örnek oluşturur?
Şıklar
Yalnız I
I ve III
II ve IV
I, II ve III
II, III ve IV
Çözüm Açıklaması
Possibilizm (İmkancılık), insanın doğal çevrenin sunduğu kısıtlamaları teknoloji ve yetenekleriyle aşmasıdır. I. öncülde Alp dağları gibi sarp yerlerde ulaşım teknolojisiyle yerleşme kurulması ve III. öncülde Amazon gibi nemli/sıcak alçak yerler yerine yükseklerin (normalde yerleşmeye daha zor olan yerlerin) tercih edilerek doğanın sunduğu 'alt sınır' engelinin aşılması bu yaklaşıma örnektir. II. öncül su kaynağına bağlı klasik bir doğal belirlenimdir. IV. öncülde ise yerleşme 'geçici' niteliktedir ve temel bir dağılış paterni değişikliğinden ziyade ekonomik zorunluluktur.