Amel-i ehl-i Medine (Medine halkının uygulamaları), İmam Malik’in fıkhi düşüncesinde hadislerden bile önce gelebilen bir delil olarak kabul edilirken; İmam Şafii bu duruma 'mütevatir sünnetin yerini alamaz' diyerek karşı çıkmıştır. Bu durum fıkhi mezheplerin oluşum süreciyle ilgili hangi çıkarımı zorunlu kılar?
Şıklar
Fıkhi ekollerin coğrafi ve kültürel birikimden bağımsız olarak sadece metin üzerinden geliştiği
Mezhep imamlarının delil hiyerarşisinde belirledikleri kriterlerin, ulaşılan dini hükmü doğrudan etkilediği
Medine halkının yaşantısının her zaman sahih hadislerle çeliştiği ve bu yüzden terk edildiği
İmam Şafii'nin, hocası İmam Malik'in tüm fıkhi görüşlerini bütünüyle reddettiği
Hadislerin ancak Medine halkı tarafından uygulanması durumunda bağlayıcı kabul edildiği
Çözüm Açıklaması
Her mezhep imamının 'delil' kabul ettiği kaynakların hiyerarşisi farklıdır. İmam Malik için Medine halkının uygulaması sünnetin yaşayan haliyken, Şafii bunu usul açısından sakıncalı bulmuştur. Bu da delil belirleme yönteminin (usul) sonuçtaki fıkhi hükmü (füru) belirlediğini kanıtlar.