Dede Korkut Hikâyeleri, Türk edebiyatında 'Destan geleneğinden Halk Hikâyeciliğine geçişin' en önemli köprüsü kabul edilir. Bu geçiş sürecindeki hibrit yapıyı analiz etmek isteyen bir araştırmacı, aşağıdaki tabloyu oluşturmuştur. Tablodaki veriler ve Dede Korkut'un genel özellikleri göz önüne alındığında, bu eserlerin 'geçiş dönemi' karakterini en net hangi çıkarım temsil eder?
Şıklar
Metinlerin tamamen manzum (şiir) formundan çıkıp tamamen mensur (düzyazı) forma evrilmiş olması.
Müslümanlık öncesi inançların tamamen terk edilerek mutlak bir İslami terminolojinin kullanılması.
Olağanüstü unsurların (mitolojik ögeler) gerçekçi mekan ve insan ilişkileriyle aynı metinde harmanlanması.
Kahramanların sadece bireysel çıkarları için savaşan, toplumsal sorumluluktan uzak karakterlere dönüşmesi.
Anlatıcının metnin içinde bir karakter olarak değil, sadece dışarıdan bir gözlemci olarak yer alması.
Çözüm Açıklaması
Dede Korkut Hikâyeleri'ni 'geçiş dönemi' eseri yapan temel özellik; destanlardaki olağanüstü unsurların (Tepegöz gibi) devam etmesi ancak bunun yanında gerçekçi mekanlar (Azerbaycan, Doğu Anadolu) ve insani ilişkilerin (aile, sadakat, sosyal düzen) ön plana çıkmasıdır. A şıkkı yanlıştır çünkü eser nazım-nesir karışıktır. B yanlıştır çünkü eski Türk inançları da izlerini sürdürür. D yanlıştır, kahramanlar hâlâ toplumsal alp tipidir. E yanlıştır, Dede Korkut hikâyelerin içinde de yer alır.