Sartre’ın 'kendinde-varlık' (être-en-soi) ve 'kendisi-için-varlık' (être-pour-soi) ayrımında; insan 'kendisi-için-varlık' olarak bir boşluk, bir hiçlik ve sürekli bir 'oluş' halidir. Nesneler ise 'kendinde-varlık' olarak tam ve değişmezdir. İnsanın sürekli 'olmak istediği şey' ile 'olduğu şey' arasındaki bu gerilim, fenomenolojik bir bakışla analiz edildiğinde, 'bilinç' hakkında hangi sonuca ulaşılır?
Şıklar
Bilinç, dış dünyadaki nesnelerin pasif bir yansımasıdır.
Bilinç, her zaman bir şeye yöneliktir ve bu yönelim sayesinde kendi boşluğunu nesnelerle doldurmaya çalışır ancak asla bir 'nesne' gibi tam olamaz.
Bilinç ve nesne aynı tözden türediği için aralarında ontolojik bir fark yoktur.
Bilinç, nesneleri paranteze aldığında kendi mutlak ve değişmez özüne kavuşur.
Bilinç, biyolojik süreçlerin bir çıktısı olarak dış dünyayı manipüle etme a\fracıdır.
Çözüm Açıklaması
Sartre fenomenolojik yönelimselliği kullanarak bilinci 'hiçlik' olarak tanımlar. Bilinç daima bir nesneye yönelir (ona muhtaçtır) ama asla o nesne gibi durağan bir 'kendinde-varlık' olamaz. Bu durum insanın bitmek bilmeyen özgürlük ve oluş sancısının kaynağıdır.
Video Çözüm
AI ile video çözüm oluştur
İnteraktif Çözüm
Adım adım, sesli ve animasyonlu çözüm. Quiz ile kendini test et!