Zorluk Dağılımı
Konular (5)
Orta Çağ
Antik Yunan
Rönesans
Çağdaş Felsefe
Aydınlanma
Örnek Sorular
Felsefeyi 'insan ve değer' odaklı bir ontolojiyle temellendiren Takiyettin Mengüşoğlu, insanı parçalara ayıran (ruh-beden düalizmi) yaklaşımlara karşı çıkar. Aşağıdaki tabloda Mengüşoğlu'nun 'Bütünsel İnsan' görüşü ile geleneksel görüş karşılaştırılmıştır. Tabloya göre Mengüşoğlu'nun felsefi antropolojisinin temel iddiası aşağıdakilerden hangisidir?
İnsan, yalnızca biyolojik bir organizma olarak incelenmelidir.
İnsan, ruhun bedene hükmettiği hiyerarşik bir varlıktır.
İnsan, tüm biyolojik, kültürel ve tarihsel boyutlarıyla bölünmez bir bütündür.
İnsanın özü, eylemlerinden bağımsız olan metafizik bir tözdür.
Değerler, insandan bağımsız evrensel ve değişmez idealardır.
Türkiye'de felsefi düşüncenin gelişiminde önemli bir yere sahip olan Nermi Uygur, felsefeyi 'kültür' ve 'dil' ile ilişkilendirir. Aşağıdaki grafik, felsefi bir kültürün oluşması için gerekli olan temel bileşenlerin Nermi Uygur perspektifinden dağılımını (temsili olarak) göstermektedir. Bu bileşenler dikkate alındığında, Nermi Uygur'un 'Yaşama felsefesi' anlayışı için hangisi söylenemez?
Felsefe, sadece soyut kavramlarla uğraşan ve gündelik hayattan kopuk bir etkinliktir.
Dil, felsefi düşüncenin hem aracı hem de evi konumundadır.
Bir toplumun felsefe yapabilmesi için kendi dilini felsefeyle yoğurması gerekir.
Felsefe, kültürel birikimin eleştirel bir süzgeçten geçirilmesiyle hayat bulur.
Felsefe yapmak, dildeki kavramların anlamlarını netleştirme sürecidir.
Edmund Husserl'in fenomenolojik yöntemi, nesnelerin özüne ulaşmak için 'paranteze alma' (epoché) işlemini önerir. Aşağıdaki tabloda üç farklı bakış açısı verilmiştir. Tabloya göre, hangi numaralı gözlemci 'fenomenolojik indirgeme' yöntemini tam olarak uygulamaktadır?
Yalnız I
Yalnız II
Yalnız III
I ve II
II ve III
Jean-Paul Sartre'ın varoluşçuluk felsefesinde 'varoluş özden önce gelir' ilkesi, insanı diğer varlıklardan ayıran temel ontolojik farkı ortaya koyar. Aşağıdaki şemada bir nesnenin üretim süreci ile bir insanın yaşam süreci karşılaştırılmıştır. Bu şemadan hareketle, Sartre'ın özgürlük ve sorumluluk anlayışı hakkında hangi yargıya ulaşılabilir?
İnsan, toplumsal normlar tarafından belirlenmiş bir kadere sahip olduğu için eylemlerinden sorumlu tutulamaz.
Nesnelerin özü önceden belirlendiği için onlar da insanlar gibi seçim yapma yetisine sahiptir.
İnsanın doğuştan getirdiği değişmez bir karakteri vardır ve bu karakter hayatı boyunca eylemlerini yönetir.
İnsan önceden tanımlanmış bir doğaya sahip olmadığı için, ne olacağına dair tüm kararları kendi verir ve bu kararların yükünü taşır.
Varoluşun özden önce gelmesi, insanın hiçbir ahlaki kurala uymak zorunda olmadığını kanıtlar.
Aydınlanma düşüncesinde aklın egemenliği, sadece bilgi felsefesiyle sınırlı kalmamış, siyasi ve toplumsal alana da yansımıştır. Kant'ın 'Ebedi Barış Üzerine' adlı eserindeki temel argümanı düşünülürse, aşağıdakilerden hangisi rasyonel bir toplumun 'aydınlanmış' bir karakter sergilediğinin en güçlü kanıtıdır?
Devletin, vatandaşlarının tüm ihtiyaçlarını akılcı bir planla karşılaması.
Vatandaşların, devletin koyduğu kurallara sorgusuz sualsiz itaat etmesi.
Uluslararası ilişkilerde güç dengesinin askeri üstünlükle korunması.
İnsanların kendi yasalarına (otonomi), evrensel ahlak ilkeleriyle uyumlu olarak uyması.
Geleneksel değerlerin, toplumsal düzeni sağlamak adına akıl denetimine alınması.