- yüzyıldan itibaren Avrupa'da 'Modern Devlet' anlayışına geçiş sürecinde 1648 Westphalia (Vestfalya) Antlaşması bir dönüm noktası kabul edilir. Bu antlaşma ile dini otorite yerini seküler egemenliğe bırakırken, devletler arası ilişkilerde 'mütekabiliyet' esası güç kazanmıştır. Aşağıdaki tabloda Westphalia öncesi ve sonrası Avrupa siyasi yapısındaki değişimler temel başlıklarla karşılaştırılmıştır.
Tablodaki veriler ve 11. sınıf tarih dersi kazanımları dikkate alındığında; Osmanlı Devleti'nin bu sürece entegrasyonu hakkında yapılabilecek en kapsamlı analiz aşağıdakilerden hangisidir?
Şıklar
Osmanlı Devleti, kuruluşundan itibaren Westphalia ilkelerini benimsediği için Avrupa diplomasisine uyum sağlamakta zorlanmamıştır.
Avrupa'da gelişen 'Eşit Egemenlik' ilkesi, Osmanlı'nın 'Cihanşümul' (Evrensel) iddialarını diplomatik olarak terk etmesini zorunlu kılmıştır.
Papalık otoritesinin zayıflaması, Osmanlı Devleti'nin Batı yönündeki fetihlerini kolaylaştırmış ve devletin teokratik yapısını güçlendirmiştir.
Osmanlı Devleti, sekülerleşme sürecini Avrupa ile eş zamanlı tamamlayarak Westphalia düzeninin kurucu aktörü olmuştur.
Westphalia ile ortaya çıkan sınırlar kavramı, Osmanlı Devleti'nin 'İltizam' sisteminden 'Malikâne' sistemine geçişindeki ana etkendir.
Çözüm Açıklaması
Westphalia Antlaşması, modern uluslararası ilişkilerin temeli olan 'devletlerin eşitliği' ilkesini getirmiştir. Osmanlı Devleti, o döneme kadar kendisini diğer devletlerden üstün gören 'Cihanşümul' bir anlayışa sahipti (Örneğin: 1533 İstanbul Antlaşması'nda Avusturya Arşidükü'nün Osmanlı Sadrazamı'na eşit sayılması). Ancak Avrupa'daki bu yeni 'eşit egemenlik' ve 'seküler diplomasi' düzeni, Osmanlı'nın zamanla bu tek taraflı üstünlük iddiasını bırakıp mütekabiliyet (karşılıklılık) esasına dayalı bir diplomasi yürütmesini zorunlu kılmıştır. Bu durum özellikle 1699 Karlofça ve 1718 Pasarofça sonrası daha belirgin hale gelmiştir.