Zorluk Dağılımı
Konular (9)
Şiir
Hikâye
Giriş
Roman
Tiyatro
Makale
Eleştiri
Sohbet-Fıkra
Mülakat-Röportaj
Örnek Sorular
Milli Edebiyat Dönemi şiirinde içerik analizi yapıldığında, şairlerin bireysel temalardan toplumsal ve ulusal temalara doğru keskin bir geçiş yaptığı görülür. Aşağıdaki pasta grafiği, dönem şiirindeki tematik dağılımın genel bir temsilini göstermektedir.
Grafikteki veriler ve dönemin edebi yönelimi düşünüldüğünde, 'X' ile gösterilen ve en büyük paya sahip olan tema grubu aşağıdakilerden hangisiyle en doğru şekilde tanımlanabilir?
Bireysel yalnızlık, aşk acısı ve tabiat tasvirleri
Milli tarih bilinci, vatan sevgisi ve Anadolu realizmi
Metafizik ürperti, ölüm korkusu ve rüya estetiği
Osmanlıcılık ideolojisi ve saray hayatına duyulan özlem
Batı tarzı yaşam biçiminin eleştirisiz taklidi
Ziya Gökalp'in 'Lisan' şiirinden alınan aşağıdaki dizeler, Milli Edebiyat dönemi şiir anlayışının adeta bir manifestosu niteliğindedir:
'Güzel dil Türkçe bize / Başka dil gece bize İstanbul konuşması / En saf, en ince bize'
Buna göre, aşağıda verilen akış şemasındaki 'Milli Edebiyat Şiirinin Gelişim Süreci' dikkate alındığında, Genç Kalemler'den Beş Heceçiler'e uzanan bu çizgide hangi unsurun 'ortak payda' olduğu söylenemez?
Dilde sadeleşme ve tasfiye hareketine destek verme
Hece ölçüsünü milli vezin olarak kabul edip yaygınlaştırma
Şiirde imgeli, kapalı ve soyut bir anlatım tarzını benimseme
Yerli ve milli temaları (Anadolu, Türklük, savaş vb.) işleme
Halkın anlayabileceği yalın bir söyleyişle hitap etme
Milli Edebiyat Dönemi şiir anlayışı, kendinden önceki Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati'nin bireyselci 'fildişi kulesi' sanatına bir tepki olarak doğ\muştur. Aşağıdaki tabloda Milli Edebiyat şiirinin temel yapıtaşlarını oluşturan bazı kavramlar ve bunların şiirdeki izdüşümleri verilmiştir.
Tablodaki bilgiler ve Milli Edebiyat şiirinin poetikası göz önüne alındığında, numaralanmış satırlardan hangisinde bir 'bilgi yanlışı' yapılmıştır?
I
II
III
IV
V
Aşağıdaki dairesel grafik, bir edebiyat araştırmacısının 1930'lu yılların başında yayınlanan 'Antoloji' eserindeki izleklerin (temaların) dağılımını göstermektedir. Bu dönemde Beş Hececilerin popülaritesini koruduğu ancak Toplumcu Gerçekçilerin de edebi sahneye güçlü bir giriş yaptığı bilinmektedir.
Grafikteki 'Mavi' dilim (%45) folklorik ve milli temaları, 'Mor' dilim (%35) sosyalist-materyalist toplumcu temaları, 'Yeşil' dilim (%20) ise bireysel lirik temaları temsil etmektedir. Bu dağılım dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi 'Cumhuriyet Şiiri Estetiği' açısından yanlıştır?
Mavi dilim, Faruk Nafiz Çamlıbel ve Enis Behiç Koryürek gibi isimlerin temsil ettiği 'Memleket Edebiyatı'nın hala baskın olduğunu gösterir.
Mor dilimdeki artış, Nâzım Hikmet'in '835 Satır' ve 'Jokond ile Si-Ya-U' gibi eserlerinin yarattığı sarsıntının bir yansımasıdır.
Yeşil dilim, Öz Şiir anlayışını savunan Ahmet Haşim ve Yahya Kemal etkisinin tamamen yok olduğunu ve yerini mutlak bir realizme bıraktığını kanıtlar.
Grafikteki tematik çeşitlilik, Cumhuriyetin ilk on yılında şiirin hem 'milli inşa' sürecine hizmet ettiğini hem de 'evrensel ideolojilere' açıldığını gösterir.
Toplumcu Gerçekçiler (Mor), geleneksel şiir formlarını (Mavi) içerik olarak reddetmiş, ancak halkın anlayabileceği sade dil ilkesinde (ortak paydada) birleşmişlerdir.
Aşağıdaki grafik, Cumhuriyet dönemi şiirinde iki baskın akımın tematik yoğunluk değişimini temsil etmektedir. Grafikteki 'X' ve 'Y' vektörleri, şiirin toplumsal işlevine ve biçimsel yapısına dair bir kırılmayı ifade eder.
Grafik verileri ve edebi dönem özellikleri göz önüne alındığında, 'X' eğrisinden 'Y' eğrisine geçişi sağlayan temel sanatsal paradigma değişimi aşağıdakilerden hangisidir?
Hece vezninin tekdüzeliğinden kaçarak aruzun müzikalitesine geri dönme arzusu.
Bireysel duyarlılıkların ve metafizik ürpertilerin, kolektif bir 'biz' bilincine ve makineleşme arzusuna evrilmesi.
Saf şiir (Öz şiir) anlayışının, Milli Edebiyatın öğretici karakteriyle sentezlenerek 'Yedi Meşaleciler'i oluşturması.
Osmanlıca kelime kadrosunun tamamen tasfiye edilerek halk ağzındaki deyimlerin şiirin tek malzemesi haline getirilmesi.
Batı edebiyatındaki 'Parnasizm' akımının yerini 'Sembolizm'e bırakmasıyla şiirde anlam kapalılığının tercih edilmesi.