Milli Edebiyat Dönemi şiir anlayışının teorik çerçevesini çizen 'Yeni Lisan' makalesi ile şiir pratiği arasındaki ilişki göz önüne alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu dönem şairlerinin 'dilde sadeleşme' ilkesini uygularken düştükleri paradoksal durumlardan biri olarak değerlendirilebilir?
Şıklar
Halkın konuştuğu dili esas almalarına rağmen, şiirlerinde sadece köylü ağzına ve yerel ağızlara yönelerek İstanbul Türkçesini ihmal etmeleri.
Arapça ve Farsça gramer kurallarını reddederken, Türkçeleşmiş olan kelimeleri de dilden tamamen atarak dilin anlatım imkanlarını daraltmaları.
Şiirde 'millilik' arayışındayken, nazım birimi olarak ısrarla Batılı biçimleri (sonne, terzarima) kullanıp halk edebiyatı geleneğini tamamen dışlamaları.
Didaktik olma kaygısının, sanatsal derinliğin önüne geçmesi sonucunda 'manzum hikaye' formunun şiirin estetik değerini gölgelemesi.
Aruz veznini tamamen terk ettiklerini beyan etmelerine rağmen, hece ölçüsünün duraklarını aruzun tefileleri gibi katı bir kurallılığa hapsederek ritmi bozmaları.
Çözüm Açıklaması
Milli Edebiyat şairleri, özellikle Mehmet Emin Yurdakul ve Ziya Gökalp çizgisi, şiiri milli duyguları ve fikirleri yaymak için bir araç olarak görmüşlerdir. Bu durum, 'toplum için sanat' anlayışıyla birleşince şiirin estetik ve imgesel yönünün zayıflamasına, şiirin düzyazıya yaklaşarak didaktik bir hüviyet kazanmasına neden olmuştur. Bu, ideolojik başarı ile sanatsal derinlik arasındaki en büyük paradokstur. B şıkkı yanlıştır çünkü Yeni Lisan hareketi tasfiyeci (arı Türkçeci) değil, Türkçeleşmiş kelimeleri kabul eden bir anlayıştadır.
Video Çözüm
AI ile video çözüm oluştur
İnteraktif Çözüm
Adım adım, sesli ve animasyonlu çözüm. Quiz ile kendini test et!