Dede Korkut Hikâyeleri, Türk edebiyatında 'Destan Devri'nden 'Halk Hikâyeciliği'ne geçişin en önemli köprü metnidir. Aşağıdaki tabloda, bu geçiş sürecine ait özellikler ve Dede Korkut metinlerindeki karşılıkları verilmiştir. Tablodaki veriler analiz edildiğinde, Dede Korkut Hikâyeleri'nin hangi özelliği 'Destan' geleneğinden koptuğunu ve 'Halk Hikâyesi'ne yaklaştığını en net şekilde ortaya koyar?
Şıklar
Olağanüstü varlıkların (Tepegöz vb.) varlığını sürdürmesi
Nazım ve nesir (şiir ve düzyazı) karışık bir yapıda kurgulanması
Oğuz boylarının iç ve dış mücadelelerinin kahramanlık ekseninde işlenmesi
Dede Korkut'un bilge bir şahsiyet olarak olayların sonunda ortaya çıkması
Metinlerde İslamiyet öncesi ve sonrası kültürel unsurların sentezlenmiş olması
Çözüm Açıklaması
Dede Korkut Hikâyeleri'nin en belirgin 'geçiş' özelliği, dil ve form yapısındaki değişimdir. Saf destanlar genellikle tamamen manzum (şiir) iken, halk hikâyeleri nazım-nesir karışıktır. Dede Korkut'ta anlatımın nesir (düzyazı), duygu ve heyecan dolu kısımların nazım (soylama) olması, halk hikâyeciliğine evrilen formun ilk ve en güçlü kanıtıdır. Diğer şıklar içerik ve motiflerle ilgiliyken, B şıkkı doğrudan türsel dönüşümü (biçimsel geçişi) simgeler.