Hristiyan teolojisinin temelini oluşturan teslis (üçleme) inancı, tarihsel süreçte pek çok tartışmaya ve konsil kararına konu olmuştur. Aşağıdaki tabloda, 4. yüzyılda İskenderiyeli Arius'un görüşleri ile İznik Konsili'nde (M.S. 325) kabul edilen resmi öğreti arasındaki temel farklar özetlenmiştir. Tablodaki veriler ve Hristiyan teolojisi göz önüne alındığında, İznik Konsili'nin 'Teslis' inancına dair getirdiği kesin çözümleme aşağıdakilerden hangisidir?
Şıklar
İsa Mesih'in sadece insani bir doğaya sahip olduğu ve sonradan tanrısallaştığı kabul edilmiştir.
Tanrı'nın tekliği vurgulanarak, teslisin aslında sembolik bir anlatım olduğu sonucuna varılmıştır.
Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un farklı tanrılar olduğu ve bir hiyerarşi içinde bulundukları onaylanmıştır.
Oğul'un, Baba ile aynı tözden (cevherden) olduğu ve yaratılmayıp ezelden beri var olduğu ilan edilmiştir.
Kutsal Ruh'un sadece bir güç olduğu, Baba ve Oğul ile eşit bir kişiliğe sahip olmadığı kararlaştırılmıştır.
Çözüm Açıklaması
İznik Konsili'nin en kritik kararı 'homoousios' terimidir. Bu terim, Oğul'un (İsa) Baba ile 'aynı özden/tözden' olduğunu ifade eder. Arius'un 'Oğul yaratılmıştır' iddiasına karşı, O'nun yaratılmadığı (begotten, not made) ve ezelden beri Baba ile birlikte olduğu vurgulanmıştır. Bu, teslis inancının dogmatik olarak kesinleştiği noktadır.