Edmund Husserl'in fenomenolojik yönteminde 'paranteze alma' (epoché), nesnenin varlığına dair her türlü ön kabulü, bilimsel veriyi ve dış dünya hakkındaki inancı bir kenara bırakarak, bilincin doğrudan verilerine yönelmeyi ifade eder. Bu yöntemle hedeflenen, nesnenin duyusal özelliklerinden arınarak onun 'öz'üne (eidos) ulaşmaktır. Buna göre, fenomenolojik yöntemi benimseyen bir düşünürün aşağıdakilerden hangisini yapması beklenmez?
Şıklar
Nesneyi, ona yüklenen toplumsal ve kültürel anlamlardan soyutlayarak incelemesi
Duyusal algının ötesindeki değişmez yapıları kavramaya çalışması
Bilincin yönelimsellik (intentionality) özelliğini araştırmasının merkezine koyması
Dış dünyayı, pozitif bilimlerin sunduğu neden-sonuç ilişkileriyle açıklamaya çalışması
Öznel deneyimin saf yapısını nesnel gerçeklik iddialarından öncelemesi
Çözüm Açıklaması
Fenomenoloji, pozitivizmin ve doğalcı bakış açısının aksine, dünyayı 'hazır bir nesneler toplamı' olarak görmez. Pozitif bilimlerin sunduğu nedensellik ve nesnellik iddiaları, fenomenolojide 'paranteze alınması' gereken unsurlardır. D şıkkı, fenomenolojinin eleştirdiği ve aşmaya çalıştığı 'doğal tavır' (natural attitude) içerisinde yer alan bir yaklaşımdır.