Uygur metinlerinde görülen yerleşik hayata dair terimlerin zenginliği ile Göktürk yazıtlarındaki askeri ve siyasi terminolojinin baskınlığı karşılaştırıldığında, Türkçenin bu iki dönemi arasındaki fark 'dilin zenginliği' açısından nasıl yorumlanmalıdır?
Şıklar
Uygur Türkçesi, Göktürkçenin sahip olduğu tüm ifade gücünü yitirerek dinsel bir kalıba hapsolmuştur.
Dilin söz varlığı, toplumun yaşadığı kültürel ve mekânsal değişimlere paralel olarak yeni kavram alanları inşa etmiştir.
Göktürkçe, soyut kavramları karşılamada yetersiz kaldığı için Uygur döneminde yabancı dillerden kelime alınmıştır.
Türkçe, tarihsel süreçte hiçbir zaman kendi iç kaynaklarıyla teknik terim üretememiş, hep ödünçleme yapmıştır.
İki dönem arasındaki fark, sadece alfabenin değişmesinden kaynaklanan biçimsel bir farklılıktır.
Çözüm Açıklaması
Uygurların yerleşik hayata geçmesi, tarım, ticaret, hukuk ve din (Maniheizm/Budizm) gibi alanlarda yeni bir terminoloji ihtiyacı doğurmuştur. Göktürkçedeki 'devlet ve savaş' dili, Uygur döneminde 'kültür ve medeniyet' diline evrilmiştir. Bu, dilin zenginliğinin sosyal hayatın değişimiyle doğrudan ilişkili olduğunu gösteren sentez düzeyinde bir yorumdur.
Video Çözüm
AI ile video çözüm oluştur
İnteraktif Çözüm
Adım adım, sesli ve animasyonlu çözüm. Quiz ile kendini test et!