Jean-Paul Sartre’ın 'Varoluş özden önce gelir' önermesi, insanın önceden belirlenmiş bir doğasının olmadığını, kendi değerlerini kendisinin yarattığını savunur. Ancak bu durum, bireyi 'hiçliğin kıyısında' mutlak bir sorumlulukla baş başa bırakır. Sartre’a göre bu sorumluluk sadece bireyin kendisiyle sınırlı değildir; kişi bir eylemde bulunurken aslında tüm insanlık için bir model seçmektedir. Bu bağlamda, Sartre'ın 'bulantı' ve 'sorumluluk' kavramları birlikte düşünüldüğünde, aşağıdaki yargılardan hangisi varoluşçu etiğin temel dayanağını en yetkin şekilde ifade eder?
Şıklar
Birey, toplumsal normlara uyum sağladığı ölçüde etik bir varlık haline gelir ve bu durum kaygıyı minimize eder.
İnsanın özgürlüğü, nesnel ahlak yasalarına boyun eğmekle kazanılan bir özerklik biçimidir.
Birey, kendi seçimleriyle oluşturduğu 'ben' imgesi üzerinden, aslında tüm insanlık için bir 'insan' tasarımı inşa eder.
Varoluşsal kaygı, bireyin biyolojik belirlenmişliğini aşamadığı noktada ortaya çıkan bir patolojidir.
Değerlerin kaynağı aşkın bir otorite olduğu için, insanın özgürlüğü bu değerleri keşfetmekle sınırlıdır.
Çözüm Açıklaması
Sartre'a göre insan kendini nasıl kurguluyorsa, insanlığı da öyle kurgular. Her bireysel seçim, 'insan şöyle olmalıdır' şeklinde evrensel bir iddiayı içinde barındırır. Bu yüzden birey sadece kendinden değil, tüm insanlıktan sorumludur. C şıkkı bu sentezi tam olarak yansıtmaktadır.
Video Çözüm
AI ile video çözüm oluştur
İnteraktif Çözüm
Adım adım, sesli ve animasyonlu çözüm. Quiz ile kendini test et!